Diplomasinin ’Evet’,’Belki’ ve…     İşgal Uçakları Kobani'dek…     Müslüman Öğrenciler İÜ'de…     Kürt Ulusalcılarından PYD'…     Hasip Yokuş ile Kobani'de…     Zazaca dersi için 2 öğretmen a…     “Bir avuç zevat Bingöl’de taş …     Yusuf Çoşkun İnsanları Ekmeğin…     Devecik Köylüleri Bingöl’ün Su…     Barış; “Gazze halkı topluca ka…     Emirlik İlan Eden Nusra: Kudüs…     Arapların İsrail’le savaşmasın…     Filistin’e Ağlarken, Zalimlere…     Dörtyol Kulesi Önünde Zazaca S…     “Hukukun Üstünlüğü Bingöl’de Dž     "Kış aylarında dışarıda ateş y…     İki Zulmün Arasında Bir Köy: X…     ’Mezar-türbe’ düşmanlığı ve ku…     Katilin Yüzsüzlüğünün Bu Kadar…     Siyonist Saldıları Sonucu Şehi…     Bingöl Belediyesine bağlı bir …     Genç’te Zazaca Tiyatro Şenliği     Zazana Dergisinin 6. Sayısı Çı…     Kur'an'ın ilk kez Za…     Yusuf Çoşkun İşten Çıkartılmam…     Cevdet Yılmaz'a Teşekkür …     İslam Devleti'nin hilafet…     Adını değiştiren IŞİD hilafet …     Irak, Üzerinde Yeni Bir ‘Kurtl…     Netanyahu: Kürtler Bağımsızlığ…     Hemşerimiz Bingöl Bitlis Sempo…     Hüseyin Çelik: Kürdistan kurul…     “Boşaltılan karakollar muhtarl…     Bayram'dan Yılmaz'a,…     Bingöl İle İlgili Korkunç Para…     Zaza Dilindeki İlk Tez Kabul E…     TOKİ Allah’ın izniyle Solhanım…     ÇELİKER: MEMURLARIN İŞ GÜVENCE…     Bingöl İntiharda Türkiye Üçünc…     Bingöl Üniversitesinde Skandal…     GÜNDEMDEKİ SORUNLAR VE AKILLAR…     Bakan Yılmaz’ın Bingöl Konusun…     BARAKAZİ : “KÖYLÜ SUYU VERMEK …     ANF’nin Zikri Dinini Ortaya Ko…     Yedisu İlçesinde Yaşanan Tecav…     TBMM'den vekillere IŞİD r…     TARİHİ KÖPRܒNÜN YIKIMI DURDUR…     Depolar çözüm olmadı, şehir su…     Bir Dokun, Bin ‘Ahh’ Dinle, ‘K…     Milli Eğitim Müdürü Demirci Gö…     İlçe Milli Eğitim Müdürü Fevzi…     Çocuğu Kaçırılan Anneleri BDP …     Kendine Yabancı Dil, Zazaki     Aslan : “Zazaki yok oluyor”     Entrikaya Ayarlı Bir Siyaset İ…     Oturma Eylemi Yapan Ailelerin …     N. Barzani: Musul ve Çevresi S…     Genç'te yola döşenmiş pat…     STK’lar Tarihi Köprü’de Bir Ar…     Karakoçan'da 1'i BDP…     BÜRKEK: “EMNİYET GÖRÜNTÜLERİ P…     IŞİD’in Arkasında Stratejik Bi…     Annelerden Özgür Gündem`e Yala…     Sadr'dan Büyük Yürüyüş Ça…     IŞİD: “1700 Şii Askeri Kurşuna…     Bingöl'de "Süleymancılık …     Irak Müslüman Alimler Heyetind…     ‘Irak ve Şam Diyarları’ndaki C…     IŞİD İngiltere ve Fransa'…     KCK Taktik Değiştirdi: Yol Kes…     Baluken'in eylemleri prot…     Bdp/Pkk Yandaşları Bingöl'…     Bingöl’ü bilinçli bir şekilde …     BİNGÖL'DE BDP- ALPEREN ÇA…     Saddam'ın Kızı Konuştu!     Sistani’den IŞİD`e Karşı `Ciha…     Yoksa Ben Gizli Bir Laik Miyim…     Annelerin Acıları İkiye Katlan…     PKK, Adam Kaçırmaya Devam Ediy…     Çeliker'den Yönetici Atam… 
Küçült/Büyüt :haberleryi küçült haberleryi büyüt

Röportaj- Avukat Erdal Aydemir

Okuma: 16339 Tarih: 27.03.2013
Beğen(me)
 +1 
Haberi paylaş:
İlgili Haberler

Türkiye gündeminin Kürt sorununun barış içerisinde halledilmesine yönelik “Çözüm” sürecine girdiği bu günlerde bizde Bingölün sesi gazetesi olarak “Haftanın Röportajı” köşemizi bu hafta Bingöl Barosu Başkanı Av. Erdal AYDEMİR,e ayırdık.. Bingöl Barosu Başkanı Sn. AYDEMİR ile Bingöl üzerine sohbet havasında geçen Röportajımızı siz değerli Bingölün sesi Okurlarıyla paylaşıyoruz..



Bingölün Sesi: Erdal Bey Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Av. Erdal Aydemir: Ben 1968 Bingöl doğumluyum, İlk orta ve lise öğrenimimi Bingöl de tamamladım. 1992–94 yılında İstanbul üniversitesi hukuk fakültesinden mezun oldum. Avukatlık stajımı Ankara barosunda yaptıktan bir süre sonra Ankara barosuna bağlı olarak serbest avukat olarak çalıştım. 1997 yılında Bingöl’e döndüm. 97 den bu tarihe kadar da Bingöl de serbest avukat olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda Bingöl barosu başkanlığını da yapmaktayım. Evliyim. Dört tane kız çocuğum var.

 Bingölün Sesi: genel sorularımıza geçmeden önce bize geçmişinizden yani  doğduğunuz mahalleden çocukluk ve gençlik yıllarınızdan biraz bahsedermisiniz?  

Av. Erdal Aydemir:  İşte bu konu çok önemli, Bingöl ilinin afatlar mahallesinde doğdum büyüdüm ve çocukluğumun bütün yılları afatlar da geçti. Afatlar, tabi Bingöl denince afatlar mahallesi özel, belki kendi içerisinde kendine has özellikleri olan bir mahalle. Orada büyümek ve orada yaşamak, belki yaşamı algılamada, hayatın zorluklarına karşı insanı biraz daha güçlü kılıyor. İnsan biraz daha farklı perspektiften yaşama, dünyaya bakabiliyor. Afatlar mahallesi çok daha farklı sorunlar karşısında yılmayan, onları çözme yolunda yaklaşabilen, çözüm önerileri sunabilen, birçok açıdan meselelere, sorulara bakabilen bir kavrayış, bir kavrama yeteneği insana kazandırıyor.  Tabi mahallemiz ve mahallemizin dışarıdan tanınması biraz olumsuz yönleriyle anılmakla birlikte bu olumsuz yönlerini pek görmüyoruz. Belki de Bingöl’ün şehirleşmesi ve kentleşmesi anlamında büyük katkıları olan bir mahalle. O anlamda kendimi şanslı hissediyorum.

Bingölün Sesi: Bingöl Barosu başkanlığı görevini ne zamanda beri yapıyorsunuz?

Av. Erdal Aydemir:  Bingöl barosu başkanlığına 2004 yılında seçildim. 2004 yılından beri Bingöl barosu başkanlığını sürdürmekteyim.

Bingölün Sesi:  Bingöl barosu ne zaman kuruldu? Kaç tane kayıtlı üyeniz var?

Av. Erdal Aydemir:  Bingöl barosu 1996 yılında kuruldu. Kurucu başkanı rahmetli avukat Haydar Ünsal ondan sonra avukat Sabri Erik 2004 yılına kadar devam ettirdi 2004 yılından bu yana ben devam etmekteyim.

 82 tane kayıtlı üyemiz var. Tabi 82 sayısı Bingöl’ ün avukatlık anlamında, Bingöl’ ün piyasası Bingöl’ deki sanayi, ticaret, ticari ilişkiler göz önünde bulundurulduğunda, Bingöl’ ün nüfusuyla kıyaslandığında biraz fazla. O anlamda yeni mesleğe başlayan arkadaşlarımız, ilk yıllarında ciddi sıkıntılar çekmektedir. Bunun hızla devam etmesi meslek açısından özellikle, belki yine tekrar olacak ama yeni mesleğe başlayan arkadaşlarımız açısından ciddi sıkıntılar yaşatmakta.

 Bingölün Sesi: Erdal bey hassas bir bölge de avukatlık aynı zamanda baro başkanlığı yapıyorsunuz. Yaşadığınız zorluklar nelerdir?

Av. Erdal Aydemir:  Şimdi tabi Bingöl il olarak, cumhuriyet tarihinde özellikle şeyh Sait vakasından sonra 1936 yılı ile birlikte özel güvenlik nedenlerinden dolayı, il idaresine kavuşturulmuş bir kent. Dolayısıyla yaşına bakılırsa yeni sayılabilecek bir kent. Genç bir kent. Şimdi kuruluşu veya il olarak ilan edilmesinin temelinde güvenlik sebepleri olduğu için, bu tarihten itibaren Bingöl çok ciddi siyasal, sosyal sorunların bir anlamda merkezi, olayların veya yaşanan vakaların merkezinde olmasından kaynaklı sıkıntılar söz konusu. Tabi bu yönüyle birlikte Bingöl özellikle Belediyecilik anlamında yeni bir kent olmasından kaynaklı çok daha modern, planlı, programlı, imara, çağdaş şehircilik anlayışına uygun, bir gelişme kaydedebileceği şansıyla karşı karşıya kalmasına rağmen bu özel bir şekilde değerlendirilememiş belki de belediye yöneticileri yada belediye başkanları, belediyecilik yapan kadroların ufuklarının dar olması, belli bir misyon sahibi olmaktan uzak kalmalarından kaynaklı çok ciddi problemler yaşanmakta. Mesela şehri şehir yapan olmazsa olmaz koşulların geniş tutulabilecek kaldırımların, alt yapısının halen çok ciddi bir şekilde sorun olarak önümüzde durması, bugünden geriye bütün belediyelerin veya burada görev yapmış olan siyasilerin, milletvekillerinin, il idare yöneticilerinin, valilerin, bürokratların ortak bir sorumluğu olduğu düşüncesindeyim. Çünkü Bingöl, çok yakın bir geçmişe sahip olmasına rağmen, hala bir büyük kasaba görünümünde o görünümden kurtulamamış, alt yapı problemlerini, sorunlarını çözememiş bir şehir görüntüsü çizmekte. Buda, üzücü, üzücü olmaktan öte özellikle son dönemde hem bir bakanın, hem de belediye reisinin,  aynı partiden olması hizmetlerin hızlılığı sürekliliği, veya program dahiline getirilmesi ve sorunların çözülmesi anlamında algılanabilirdi. Ancak buda tam tersine bir işleyiş gösterdi. Buda Bingöllüler ve Bingöl için üzücü tabi.

 

 

 

Bingölün Sesi: Baro başkanı ve bir avukat olarak size göre genelde bölge, özelde Bingöl’ün sorunları nelerdir?

Av. Erdal Aydemir:  Şimdi Bingöl Kürtlerin yaşamış olduğu bölgede ve Kürtlerin çok yoğun bir şekilde yaşadığı yerlerde Kürt sorunun olmazsa olmaz sorunlarının başında geliyor.

Bingölün Sesi:  sözünüzü böldüm kusura bakmayın. Demin hassas bölge derken aslında bundan bahsetmiştim…

Av. Erdal Aydemir:  Ben onu daha çok şehircilik anlamında anladım. E tabi şimdi muhakkak. Bingöl’ün hassas olmasını şöyle değerlendirebilirim. Bingöl şeyh Sait vakasının gelişiminde merkezi bir rol oynamıştır. Bu vakanın şeyh Sait olayının gelişmesinde başından sonuna kadar Bingöl coğrafyası üzerinden kaynaklarını almış.  Özellikle Bingöl merkez ve genç ilçesi bir anlamda bu olaya payangalık yapmış, köklerini buradan almış olmasından kaynaklı. Bunun paralelinde de çok büyük bir şiddete maruz kalmış. Yani bu vakaya katılmış olan kişilerin ailelerinin bu vakadan sonra özellikle istiklal mahkemelerinin kurulup, çok seri bir şekilde idam kararlarının verilmesi, idam kararlarında sonra geride kalan kişilerin zorunlu sürgünlere tabi tutulmaları, cezaevlerine atılmaları bu anlamda burada yaşayan insanların üzerinde, Bingöl halkının üzerinde onarılması güç gerçekten derin travmalara neden olmuştur. Bu travmalar halen yaşanmaktadır. İş bu korku ile paralel gelmiş. Bugüne kadar taşınmıştır. Yine 12 Eylül öncesinde yaşanan Türkiye’deki siyasal gelişmeler, dünyadaki siyasal gelişmeler Bingöl de de yansımasını bulmuş Bingöl de de bu anlamda 70 li yıllarda çok hararetli siyasal tartışmalara, siyasal sosyal gelişmelere sahne olmuştur. Bunun neticesinde de gönlün hiç istemediği şekilde vakalar yaşanmış, insanlar yaşamlarını kaybetmiş, siyasal ölümler gerçekleşmiştir. Bundan dolayı da gerçekten yani bu olayların yaşanması Bingöl‘e siyasal anlamda, sosyal anlamda, yaşamı algılama anlamında biraz daha sağduyulu Bingöl halkına Bingöl insanına biraz daha sağduyu katması gerekirdi diye düşünüyorum. E tabi 70 li yılların sonunda özellikle 80 darbesinden sonra 80 darbesini yapan cuntanın genelde Türkiye özelde Kürtlerin yaşadığı bölgelerde sistemli programlı bir şekilde sürdürülen Kürtlere yönelik, Kürt diline yönelik, kürde dair ne varsa bunu yok etme, bununla birlikte insanları cezaevine tıkma cezaevlerinde öldürme. Buda çözüm olmayınca bir şekilde mülteci hayatına zorlama, şeklinde uygulamalarla karşı karşıya kalmış, tüm bu uygulamalar Türkiye genelinde yaşanırken özelde Bingöl’de biraz daha yoğun bir şekilde yaşatılmıştır. Bu dönemde biraz kent kültürüyle yetişmiş eğitim seviyesi yüksek sorunlara daha farklı daha çözümleyici perspektiflerden bakabilecek olan eğitim düzeyi yüksek insanlar ya cezaevlerine atılmış, ya öldürülmüş, ya da sürgüne tabi tutulmuştur. Buda Bingöl’ün sosyal, siyasal, kültürel ve eğitsel anlamdaki gelişiminin bir anlamda sonlandırılması anlamına gelmektedir. Bundan sonra da tabi çok yakıcı yıkıcı bir şekilde Kürt sorunu tüm bölgede sorun olmakla, ülkede sorun olmakla, orta doğuda sorun olmakla günümüze kadar gelmiş bu tüm yakıcılığıyla Bingöl’de belki çok yoğun bir şekilde gayri meşru cinayetler yaşanmamışsa da bu süreçlerde bölgede yaşanan faili meçhullerin bir kısmı Bingöl’de de yansımasını bulmuştur. Bu koşullarda Bingöl’de avukatlık mesleğini icra etmek gerçekten çok zor. Hele hele hukuk okumuş hakla adaletle iç içe olmuş insan hak ve özgürlüklerinin bir nebze farkına varabilmiş olan insanlar için bu biraz daha acı verici. Bir şey yapamama özellikle 90 lı yıllardan 2000 li yıllara kadar kişiye vermiş olduğu acıda ayrı bir şekilde ifade edilebilir diye düşünüyorum.

Bingölün Sesi: Kürt sorununun geçmişini özetlediniz buna paralel gelişen günümüz sorunlarını biraz daha açabilirmisiniz.

Av. Erdal Aydemir:  Şimdi tabi bölgenin birinci sorununun Kürt sorunu olduğunu belirttim. Belki Kürt sorunu demekte Kürt sorunu kavramını tanımını kullanmakta doğru olmayabilir. Yani Kürtlerin özgürlük ve eşitlik mücadelesidir. Kürtlerin kendi kimliğine, diline, kültürüne, şiirine mimarisine daha doğrusu yaşama dair bütün değerlerine sahip çıkma gibi durumları söz konusu. Bu çözülmeden Türkiye’de ne ekonomik ne demokratik ne anayasal gibi hiçbir gelişmenin olmayacağı kanısındayım. Yani Kürt sorunuyla demokratikleşme sorunu, yeni anayasa sorunu, ekonomi sorunu bunlar hep iç içedir. Belki de turnusol kâğıdıdır. Kürt sorunu çözülmeden ben Türkiye’de ya da bölgede ya da ilimizde bi gelişmenin olabileceğine inanmıyorum. Tabi bu sorun tüm bölgede sorun olmakla birlikte ilimizde de sorun. Ee bunun yanında başını alıp giden yoksulluk sorunu, insanların işsizlik sorunu çok ciddi bir şekilde önümüzde duruyor. Ekonomik sorunlar bunların ciddi bir şekilde sistemli ele alınıp çözülmesi gerekir diye düşünüyorum. Şimdi birde bölgedeki ya da Bingöl’deki ekonomik üretime çevrilebilir kaynakları nelerdir? Diye sorduğumuzda bundan önceki dönemde belki hayvancılık başta gidiyordu. Hayvancılık buranın ilk temel geçim kaynağıydı. Son 20- 25–30 yıllık süreçte hayvancılığın insanların geçimini yapabilecek bir faktör olmaktan çıktığını görmekteyiz. Bunun yerini özellikle bölgede ve ilimizde çok seri bir şekilde hidroelektrik santralleri almıştır. Bu su kaynakları Bingöl ilinindir. Bingöl‘ündür su kaynaklarından üretime geçilmesinde belki pozitif ayrımcılık anlamında belli bir kaynağının Bingöl’de Bingöl için Bingöl’ün işsizliği, Bingöl’ün ekonomik sorunları, Bingöl’ün yoksulluğu için kullanılabilirse bunun bir faydası düşünülürse daha iyi olur kanısındayım.

Bingölün Sesi: Erdal Bey Bingöl’deki ortalama adli vaka durumu nedir? Adliyeye en çok taşınan konular nelerdir?

Av. Erdal Aydemir:  şimdi Bingöl ekonomik anlamda çok geri bir ilimiz olduğu için ekonomik anlamda sıkıntılar insanların sosyal ilişkilerine, aile ilişkilerine, insanlar arasındaki toplumsal ilişkilerine yansımaktadır. Buda insanları suç işlemeye sevk eden bir saik olarak ortaya çıkmakta. Bingöl ilinde çok yoğun bir şekilde özellikle 90 lı yıllardan sonra uyuşturucu madde ticareti yapmak iddiasıyla ilgili suçlarla ilgili yani hemen hemen biliyoruz ki Bingöl asliye ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi, sulh ceza mahkemesi istinat edilen suç uyuşturucu madde içme ticaretini yapma ve teminiyle ilgilidir. Yaklaşık yüzde 90 ına yakını ceza davalarının uyuşturucu madde İçeriğiyle ilgilidir. Ama bunun yanında özellikle medeni hukuk anlamında, son yıllarda ilimizde boşanma davalarında artma söz konusu. Bunu da Bingöl barosuna bağlı adli yardım bürosundan biliyoruz. Yaklaşık hemen hemen ayda 10’a yakın başvuru,  şiddetli geçimsizlik ve boşanma kaynaklı başvurular olmaktadır. Yani boşanma alanında da bir patlama var diyebiliriz.

Bingölün Sesi: Biliyorsunuz ki Bingöl üniversitesinde hukuk fakültesi bölümü yok. Bu bölümün açılması konusunda baro tarafından girişimde bulunmayı düşünüyor musunuz?

Av. Erdal Aydemir:  Valla ben Bingöl de üniversite kurulmasına karşıydım. Şahsım adına ve birey olarak. Şimdi üniversiteler yani modern olan, bu işi layıkıyla yapabilen toplumlarda üniversite kendinden oluşmuştur. Yani Bingöl gibi daha kasabadan çıkmış tam anlamıyla bir kent olmamış kentleşmemiş bir yerde üniversite kurmak ne kadar doğru bilmiyorum. Üniversitenin kuruluş amaçları bilim üretme, özgür düşüncenin önündeki bütün engelleri kaldırma o anlamda ülkenin gerek siyasal,gerek sosyal ,gerekse ekonomik anlamda ihtiyaç duymuş olduğu kadroları yetiştiren kurumlar olarak bakıldığında Bingöl de üniversitenin kurulması bence ekonomik kaygılı olmuştur. İşte üniversitenin gelmesiyle burada istihdam yaratılacağı, buraya gelen öğrencilerin işte ekonomik anlamda Bingöl‘e bir maddi bir katkısının olacağı düşüncesiyle hareket edilmiştir. Bence bu düşünce tarzı yanlıştır. Yerinde değildir. Bunun yerine özellikle ülkede belirli illerde üniversite kentleri oluşturulabilirdi. Akabinde de hukuk fakülteleri bu kentlerde oluşturulan üniversitelerde yine sınırlı sayıda kalmak koşuluyla olabilirdi.  Bölgede buna en uygun iller Van olabilirdi hem coğrafik yapısı hem mimari yapısı hem ekonomik yapısı hem toplumsal yapısı üniversiteyi kaldırabilecek bir düzeydeydi. Bunun yanında Malatya olabilirdi. Diyarbakır olabilirdi. Antep olabilirdi. İşte Türkiye de zaten İstanbul başlı başına onun yanına Ankara, İzmir, Antalya, Kayseri gibi. Bu her yere üniversite açmaktan çok üniversite kenti olarak nitelenebilecek ve kişi veya birey üniversiteye gittiği zaman üniversite tahsili, eğitimi yaptığı zaman onun yaşama bakışının, düşünsel sınırlarının genişlemesi açısından değişik perspektifler kazandırabilmesi açısından üniversite çok önemli. Eee zaten bu anlamda bütün bu kaygılarını giderebileceği düşünsel dünyasının gelişiminde en başta bir metropol de gidip metropoldeki insan ilişkilerinin yaşanması ayrı bir katkıdır kişinin gelişimi için. Bingöl’le bunu kıyasladığınız zamanda ters bir orantı söz konusu bütün bu kaygılardan dolayı Bingöl’de hukuk fakültesinin açılması doğru olmayacaktır diye düşünüyorum.

Bingölün Sesi: Erdal Bey mesleğinizi icra ederken bir Avukat Olarak yaşadığınız ve hiç unutamadığınız bir anınız var mı?

Av. Erdal Aydemir:  Tabiî ki. Mesleği yaşantımda idam iddiasıyla yargılanan, O zaman işte devlet güvenlik mahkemeleri vardı. Diyarbakır’da bu istinatla yargılanan bir müvekkilim vardı. Bahri Çınar isminde. Onun avukatlığını üstlenmiştim. Yoğun bir hukuki mücadeleden sonra onun beraat etmesi beraat kararı alması benim için unutulmazdır. Mesleki bir anı olarak bir yerde durur.

Bingölün Sesi: Biliyorsunuz bu yıl 12.12.2012 tarihinde dünya Bingöllüler günü kutlandı. Bu günü bize değerlendirirmisiniz?

Av.Erdal Aydemir:  12.12.12 nin dünya Bingöllüler günü olarak kutlanması yani insanları ya da bir ili bir kenti bir toplumu belli sebeplerle bir araya getirme kaynaştırma veya insanların paylaşımlarda bulunması önemlidir. Olması gerekendir. Ancak sadece bir plaka numarasına işaretlenmiş sadece bir işte Bingöl ün diyelim ki trafik plaka numarası 12 değil de başka bir numara olsaydı dünya Bingöllüler günü değil de Bingöl’ü özel kılan bir gün olmayacaktı. Dolayısıyla böyle bir mantalite ile bu günü seçmek bence doğru değil.

 Bingölün Sesi: Yani 12 den sonraki iller böyle bir günü kutlama şansına sahip değil diyorsunuz?

Av. Erdal Aydemir:  Mesela diyelim ki 30 gün ve 12 ay var 30 un üstüne plaka günü olmayacak. Bir de tabi Bingöl’de bunun Bingöl’e yansıması veya kutlamaları da özellikle naklen yayın yapan TRT 6’nın yapmış olduğu programda da bence Bingöl‘le alakası olmayan bazı konular işlendi. Oda Bingöl adına üzücü onu belirtmek isterim.

 Bingöl halkının 12. 12. 12’ nin Bingöllüler günü olarak kutlanması gibi bir kaygısı yoktu. İçselleştirmemişti yani bir anlamda o gün işte siyasi partiler veya iktidar partisi tarafından organize planlandı organize edildi. Bu vesile halkta yansımasını bulmadı. Halk bunu içselleştirmedi kendini katmadan belli bir kesim ve belli bir alanda bir takım etkinliklerle kutlanan bir gün oldu.

Bingölün Sesi: Peki sizce bu gün nasıl kutlanmalıydı?

Av. Erdal Aydemir:  Mesela o günde neler konuşulabilirdi neler tartışılabilirdi yada bir güne sığdırma yerine 1-2 gün içerisinde işte Bingöl’ün tarihidir. Bingöl’ün folklorel, kültürel özellikleridir. Bingöl’e has yemekleri nelerdir? Bingöl’ün ekonomisi nedir? Bingöl’ün işte diyelim ki geçirmiş olduğu tarihsel süreç içerisinde tiyatrosu varmıdır? Ya da yerel mahallelerde oynanan tiyatro olarak nitelenebilecek piyes tipi faaliyetleri varmıdır? Bingöl’ün şiiri ,edebiyatı , ozanı  sanatçısı varmıdır.? Bingöl kaynaklı müzik enstrümanı  varmıdır? Bunların hiçbirisi tartışılmadı konuşulmadı. Bir iki konser. Konser sonucunda da akşam yine bir eğlence türü diyebileceğimiz bir faaliyetle sonuçlandırıldı. Halka inilemedi. Bu anlamda Bingöl’ün ortak değerlerini, ortak paylaşımını farklı şekilde ortaya çıkarabilecek bir gün olabilirdi maalesef bundan uzak kalındı.

Bingölün Sesi:  Son olarak bir Bingöllü, bir avukat ve Bingöl baro başkanı olarak gazetemiz aracılığıyla kamuoyuna neler söylemek istersiniz?

Av. Erdal Aydemir:  Özellikle son günlerde Kürt sorunun çözümüyle ilgili ciddi gelişmeler söz konusu. Barışın inşası barışın geliştirilmesiyle ilgili herkes hiçbir kaygı hiçbir beklenti hiçbir çıkar gütmeden bir an önce bu akan kanı durdurulması ve yeniden ülkemizde barışın inşası için özgürlük ve eşitlik çerçevesinde bu sorunun çözülmesini diliyorum.  Çok teşekkür ederim.

Bingölün Sesi: Biz teşekkür ederiz.İyi çalışmalar..

 

    Konu Hakkında Teşekkür Edip Paylaşımcıya Destek Olabilirsiniz.
    Hiç yorum yapılmamış. Neden siz bir yorum yapmıyorusunuz?
    Adınız:
    Yorum:
    Gülücük - 01 Gülücük - 02 Gülücük - 03 Gülücük - 04 Gülücük - 05 Gülücük - 06 Gülücük - 07 Gülücük - 08 Gülücük - 09 Gülücük - 10 Gülücük - 11 Gülücük - 12 Gülücük - 13 Gülücük - 14 Gülücük - 15 Gülücük - 16 Gülücük - 17 Gülücük - 18 Gülücük - 19 Gülücük - 20 Gülücük - 21 Gülücük - 22 Gülücük - 23 Gülücük - 24 Gülücük - 25 Gülücük - 26 Gülücük - 27 Gülücük - 28 Gülücük - 29 Gülücük - 30 Gülücük - 31 Gülücük - 32
    Yüklenen dosyalar hakkında bilgi
    İzin verilen dosya türleri: gif, jpg, jpeg, png, zip, rar
    Yüklenen modül dosyalarının maksimum boyutu: 100 MB
    Maximum dosya boyutu: 1 MB
    Maximum Resim Genişliği: 500 px
    Maximum Resim Yüksekligi: 500 px
    Aynı anda yüklenecek edosya sayısı: 10

          Ekle  Reset

     


    Güvenlik Kodu:
    Güvenlik Kodu
    Güvenlik Kodu:
    Haftanın Haberleri
    ÇOK OKUNANLAR
    Bu Hafta
    Karışık Haberler

    Son Yorumlar
    06.10.2014 Misafir Yorumcu
    Zazaların Horasan’dan Anadolu’ya Yolculuğu-1
    Yorumu Okumak icin Tikla

    03.10.2014 Misafir Yorumcu
    “Bir avuç zevat Bingöl’de taş üstüne taş koymadı”
    Yorumu Okumak icin Tikla

    01.10.2014 Misafir Yorumcu
    ALMANYA/GLADBECK´DE DERSİM FESTİVALİ Mİ VARDI?
    Yorumu Okumak icin Tikla

    20.09.2014 ıkl
    Zazaca atasözleri ve deyimler kitabı çıktı
    Yorumu Okumak icin Tikla

    14.09.2014 Misafir Yorumcu
    Burası Karlıova Şaşırmamak Lazım
    Yorumu Okumak icin Tikla
    Tüm Hakları Saklıdır © E-mail : tagefe@hotmail.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Powered by Faruk Özdemir
    Powered by Turk-CMS © 2011